Sevgili günlük;
Bundan tam iki gün önce önemli bir şey öğrendim, ya da bir hatamın farkına vardım diyelim: köksüzmüşüm gibi, nereden başlayacağımı bilmiyormuş gibi davranıp durmuşum. Zamanımın önemli bir kısmı zemin oluşturma çabasıyla geçmiş. Bu arada ben sıkılmışım, bunalmışım, uykusamışım. Ve birtakım patronlar bu esnada anama sövmüş.
Nihai meseleden bahsetmek istediğimden nihai dilin oluşmasını beklemişim. Halbuki doğrudan bu dil sorunu üzerine düşünmeyi akıl etsem, böyle bir mertebenin olmayacağını zaten uzuun zamandır biliyorum: Ne nihai üzerine doğrudan düşünmek mümkün (ki varlığı bile belli varlık anlayışlarına göre şüpheli), ne de böyle bir dil mümkün. Herhangi bir meseleden bahsetmeye başladığında ise dili kendiliğinden yaratırsın, ama yeterli ama değil.
Öptüm, görüşürüz.
29 Haziran 2011 Çarşamba
8 Şubat 2011 Salı
aydınlanma nedir?
Foucault'nun Kant'ın metnine göndermeyle başladığı bir makale. (metisten çıkan 7 kitaplık seçme yazılar serisinde 2 numara-özne ve iktidar içinde). Aydınlanma üzerine biraz konuşalım istememin nedeni ilericilik-gericilik, bilinç taşıma vs. üzerinde neler düşünüyoruz paylaşalım istemem. Metni biraz özetlemeyi ve kendi gündemimi metne dayatmayı düşünüyorum öncelikle. Aydınlanmayı iyide ya da kötüde konumlandırmak yerine biraz bu insanların zihin dünyasında nasıl bir dönüşüme-praksise tekabül ediyor bakılabilir. Ekşi'deki bir tabirle "ıyy şu araplar da devrimi elleriyle yapıyorlar" türü bir Batı-merkezciliğin suç ortaklığına ne şekilde iştirak ediyor aydınlanma düşüncesi. Ya da insanların yaşamlarını daha güzel daha mutlu daha yaşanılır kılma çabasında nasıl gelecek vizyonlarının çıkmasına yeşermesine imkan tanımış...
30 Ocak 2011 Pazar
ideolojinin yüce nesnesi
...giriş itibariyle not edim...zizek marksla freud arasında kurduğu analojide şunu diyor: "her ikisinde de mesele biçimin ardında gizlendiği varsayılan içeriğe yönelik basbayağı fetişist meraktan uzak durmaktır. analiz yoluyla açığa çıkarılan sır, biçim tarafından gizlenen içerik değil, tam tersine bu biçimin kendisinin sırrıdır"
fetişist merak eleştirisini önemsedim oldukça. freud'u fazla bilmiyorum açıkçası ama marks'ın analizi bugün siyasete, topyekün gerçekçi* bir dönüşüme bir şeyler katıyorsa katacaksa "biçimin kendisinin bilgisini" ortaya koyma perspektifinden olabilir bu.
bir de devriye gezen polonyalı asker fıkrası şahane:)
*gerçek konusundaki lacan eksenli analizini iyi anlamak gerekiyor bayağı merkezi bir konum arzedicek muhtemelen kitapta.
fetişist merak eleştirisini önemsedim oldukça. freud'u fazla bilmiyorum açıkçası ama marks'ın analizi bugün siyasete, topyekün gerçekçi* bir dönüşüme bir şeyler katıyorsa katacaksa "biçimin kendisinin bilgisini" ortaya koyma perspektifinden olabilir bu.
bir de devriye gezen polonyalı asker fıkrası şahane:)
*gerçek konusundaki lacan eksenli analizini iyi anlamak gerekiyor bayağı merkezi bir konum arzedicek muhtemelen kitapta.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)