...giriş itibariyle not edim...zizek marksla freud arasında kurduğu analojide şunu diyor: "her ikisinde de mesele biçimin ardında gizlendiği varsayılan içeriğe yönelik basbayağı fetişist meraktan uzak durmaktır. analiz yoluyla açığa çıkarılan sır, biçim tarafından gizlenen içerik değil, tam tersine bu biçimin kendisinin sırrıdır"
fetişist merak eleştirisini önemsedim oldukça. freud'u fazla bilmiyorum açıkçası ama marks'ın analizi bugün siyasete, topyekün gerçekçi* bir dönüşüme bir şeyler katıyorsa katacaksa "biçimin kendisinin bilgisini" ortaya koyma perspektifinden olabilir bu.
bir de devriye gezen polonyalı asker fıkrası şahane:)
*gerçek konusundaki lacan eksenli analizini iyi anlamak gerekiyor bayağı merkezi bir konum arzedicek muhtemelen kitapta.